Dün akşam yine o tanıdık sessizlik çöktü eve. Şalterin o tok sesiyle birlikte sadece ışıklar sönmedi, ben de tam 30 yıl öncesine, anılarımın en ücra köşesine ışınlandım. 2025 yılının Osmaniye’sinde elimde fenerle kalakaldığımda, zihnimde tek bir isim yankılandı: Tekçi Celal.

Tam 30 yıl önce, Van’ın Bahçesaray ilçesinde gencecik bir jandarma astsubayıydım. Biz oraya "10. Gezegen" derdik; yolları altı ay kapanır, dünya ile bağımız kesilirdi. O mahrumiyetin içinde elektrikler her gittiğinde sitemimizi "Tekçi Celal"e gönderirdik. ama öyle böyle değil; Kar tepesine çıkar ilçeye doğru bağırırdım "Tekçi Celalllll, Tekci Celallllll ana üçüz doğura Tekçi Celal" Yer gök inlerdi. Herkesi bilirdi bu hakırışı ve kısa zaman sonra aynı serzeniş karanlığın içinde başka bir ağızdan yankılanırdı.. , O zamanın şartlarında, o coğrafyada karanlığı bir nebze olsun anlayabiliyorduk. Ama bugün, Osmaniye’nin göbeğinde, teknolojinin zirve yaptığı bir çağda hala aynı karanlığa uyanmak kanıma dokunuyor.

Şehrimizde artık bir hafta sonu klasiği oluştu. İnsanlar dinlenecek, çocuklarıyla vakit geçirecek diye beklerken; EnerjiSA ya da Toroslar Elektrik—adı her neyse—şalteri indiriveriyor. Sesimdeki o isyan aslında sadece kendim için değil; bu saçmalığı kanıksamak zorunda bırakılan tüm hemşehrilerim için. Biz 2025 yılında "uzay çağını" konuşurken, hafta sonlarını karanlıkta geçirmeyi bir "yaşam tarzı" olarak kabul etmek zorunda mıyız?

Bahçesaray’ın o karlı yollarında bile bir umudumuz, bir muhatabımız vardı. Şimdi ise karşımızda devasa enerji şirketleri, süslü binalar ve bitmek bilmeyen "bakım çalışması" mazeretleri var. 30 yıl önceki Bahçesaray mahrumiyeti ile bugünkü Osmaniye modernliği arasında sadece bir fark var: O gün karanlık bir kaderdi, bugün ise düpedüz bir ihmal zinciri.

Görünen o ki, bu şehirde elektrik kesmek artık kurumsal bir "kültür" haline gelmiş. Vatandaşın sabrını, sessizliğini bir kabulleniş sanıyorlar. Ben bir gazeteci olarak, o eski astsubay disipliniyle soruyorum: Bu şehrin şalterini daha ne kadar süre "Tekçi Celal" mantığıyla yöneteceksiniz? Osmaniye halkı, 2025 yılının aydınlığını değil, Ortaçağ’ın karanlığını faturalarla ödemek zorunda kalıyor. Artık yeter; lambaları yakın!

kaldık karanlıkta, siz kalın sağlıcakla...