Sevgili okur,

Geldik yine "yılın en başarılı ...." muhabbeti ile silkeleme operasyonuna...

Artık mizahını yapmadan yazamıyorum.

Bu ülkede “ödül töreni” diye bildiğin sektör var.

Gerçekten sektör.

Deterjan gibi. Promosyon ürünleri gibi.

İhtiyaç malzemesi gibi.

Ve üstelik bu sektör,

Gerçek başarıyı öldürüyor.

Eskiden daha çok gibiydi. Belki biraz azaldı gibi görünüyor ama sadece şekil değiştirdi.

Ruh aynı.

Bir bakıyorum bir dernek… bir dergi… bir gazete…Yani bir mevkute...

Sonra başlıyorlar “Yılın en başarılı…” turuna.

Hangi jüri?

Hangi kriter?

Cevap çok net:

Parayı veren düdüğü çalar kriteri..

Bu ülkede ödül, sudan ucuz.

“Yılın en iyi başkanı”

“Yılın en iyi gazetecisi”

“Yılın en hayırsever iş insanı”

Yeter ki abone ol.

Yeter ki bağış yap.

Yeter ki otelin masrafını karşıla.

Yeter ki sen paradan haber ver!

Sonra o gece geliyor…

Saçma sapan arka plan görselleri…

Sahneye çıkıp eline metal bir kupa alıp kendini “en başarılı” anons ettirme…

Herkes bilir her şeyin oyun olduğunu,

Her şey bir sahne oyunu.

Ve en kötüsü ne biliyor musun?

Sahneye çıkanların yarısı başarısız bile değil…

Hiçbir vasfı yok.

Ama para verip “başarılı” etiketi alıveriyorlar,

Tıpkı sahte diploma almak gibi..

Bir de işin edebiyat tarafı var.

Trajikomik.

Yazısı ortaokul kompozisyonu seviyesinde.

Ama gidiyor törene, geliyor elinde kupa:

“Yılın Yazarı”

Kim seçmiş?

Yayınevi sahibi adam

Kime vermiş?

Yazarımıza..!

Ülkede herkes bunu yıllardır biliyor.

Kimse de çıkıp “yahu bu saçmalığı yutmuyoruz artık” demiyor.

Sahte başarı duygusu, gerçek başarıyı öyle bir boğuyor ki…

Ben burada tek bir şeyin altını çiziyorum:

Gerçekte kimsenin, birine “başarılı” demesine ihtiyaç yok.

Başarıyı otel salonu belirlemez.

Başarıyı hayat belirler.

Gerçek ödül;

sabah kalkıp ekmek parası için mücadele eden vatandaşın alnındaki terdir.

Sahneye çıkmayan, billboard LED’inde adı yazmayan, hayatın içindeki sessiz savaşçıların hakkıdır.

Gerçek başarı sahnede değil…

Sokaktadır..

Her gün.

Her saat.

Kalın sağlıcakla..