Sevgili Bendevi Palandöken Dede,
Hatırlıyor musun? 9 Ağustos 2023 tarihinde sana bir mektup yazmıştım. Sabır Gazetesi’nde yayımlanan o mektupta, esnafın sorunları karşısında yeterince ses çıkarmadığını, birkaç televizyon programına katılıp iki üç cümle kurmakla esnaf temsilciliği yapılamayacağını anlatmaya çalışmıştım.
Bir de senden bir ricam vardı. Artık o koltuğu bırakıp ailenle birlikte yazlığına gitmeni, denizin ve gökyüzünün tadını çıkarmanı istemiştim.
Hatta mektubun sonunda, bunun bir yatırım tavsiyesi olmadığını, doğrudan dua olduğunu özellikle belirtmiştim.
Aradan üç yıl geçti sevgili dedem.
Bugün öğrendik ki Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu Genel Başkanlığı için kendi yönetim listesini oluşturacak sayıya bile ulaşamadın ve başkanlığı kaybettin.
Demek ki yıllar önce yazdığım mektupta bir bildiğimiz varmış.
Ama mesele senin başkanlığı kaybetmen değil.
Mesele, o koltuğun başında geçen yılların ardından esnafın seni neden yeterince sahiplenmediği sorusudur. Bunun cevabını en iyi sen biliyorsun.
Sevgili Bendevi dedem,
Sana şimdi bir veda mektubu yazıyorum. Hem de içimde zerre kadar sevinç olmadan.
Çünkü bu memlekette birilerinin koltuğu bırakmak zorunda kalmasına sevinmekten yorulduk. Keşke insanlar, temsil ettikleri kesimin kendilerine duyduğu güvenin azaldığını gördüklerinde kendi istekleriyle kalkabilseler o koltuklardan.
Keşke bir makamın ömrü, sahibinin o koltukta geçirdiği yıllarla değil, temsil ettiği insanlara sağladığı faydayla ölçülseydi.
Ama bizde işler biraz farklı yürüyor.
Bu ülkede koltuğa oturmak kolay, koltuktan kalkmak mesele!
Osmaniye'den Ankara'ya kadar nice makam sahibi gördük. Koltuğa otururken memleketi kurtarmaktan, millete hizmet etmekten söz edenleri dinledik. Seçim meydanlarında esnafın, çiftçinin, emeklinin, işçinin elini sıkanları izledik.
Sonra ne oldu?
Sonra o makam, hizmet edilecek bir yer olmaktan çıktı; ne pahasına olursa olsun korunması gereken bir mevziye dönüştü.
Vatan, millet, memleket derken bir baktık ki bütün yollar dönüp dolaşıp aynı yere çıkıyor: Benim koltuğum, benim makamım, benim yetkim!
Sanki o koltuklar babalarından miras kalmış. Sanki makam odalarının tapusu ceplerinde. Sanki görev süreleri bitince hayat da bitecek!
Sevgili Bendevi dedeciğim,
Seni o koltuğa oturtan insanların sorunlarına ne kadar çare oldun ve onların güvenini ne kadar koruyabildin?
Elbette bir seçimin sonucunu tek bir nedene bağlamak doğru olmaz. Seçimlerin kendi dinamikleri, delegelerin tercihleri, yönetim ilişkileri vardır. Ama hangi makamda olursan ol, günün sonunda bir gerçek değişmez: Hiçbir koltuk sahibinin değildir.
Üç yıl önce sana yazdığım mektupta yalnızca esnafın sorunlarını dile getirmemişim meğer. Farkında olmadan, bu ülkenin yıllardır değişmeyen bir hastalığına da dokunmuşum.
Sevgili Bendevi Palandöken dede,
Sana artık yazlık tavsiyesinde bulunmayacağım. Deniz kenarında oturup oturmamak senin bileceğin iş.
Ama bir tavsiyem daha var.
Şimdi dönüp geriye bak. Görev yaptığın yılları, temsil ettiğin esnafı, verdiğin mücadeleyi ve geride bıraktığın izleri düşün. Eksiklerini de başarılarını da kendine karşı dürüstçe değerlendir.
Çünkü insanın en zor yaptığı muhasebe, başkasına değil kendisine karşı yaptığı muhasebedir.
Ve şunu da unutma: Bir makamı kaybetmek insanı küçültmez. Asıl mesele, o makamdayken insanın kendisini ne kadar büyüttüğü değil, başkalarının hayatına ne kattığıdır.
Sana sağlıklı, huzurlu ve uzun bir ömür diliyorum.
Yolun açık olsun sevgili dedeciğim.
Üç yıl önce yazdığım mektubu bugün yeniden okuduğumda, aslında yalnızca sana seslenmediğimi daha iyi anlıyorum. Bu mektup, makamları kendilerine ait sanan, koltuğu hizmetin önüne koyan ve ayrılmak için son ana kadar direnen herkese yazılmış.
Canım dedem,
Memleketin asıl ihtiyacı, koltuklarını korumak için ömür tüketen yöneticiler değil, görevlerini tamamladıklarında gönül rahatlığıyla kalkıp gidebilen insanlardır.
Benim derdim kişilerle değil, bir türlü değişmeyen bu anlayışla.
Ama ne yalan söyleyeyim, bu anlayışın değiştiğini görebilmek için daha kaç kişiye, kaç mektup yazacağımı da bilmiyorum.
Saygılarımla.
Not: Bu yazı, 9 Ağustos 2023 tarihinde kaleme aldığım “Bendevi Palandöken'e Mektup” başlıklı yazının ardından, bugün yaşanan gelişmeler üzerine yazılmıştır.
Next