Bazı vedalar vardır; insan giderken kapıyı kapatır ama hatıraları içeride bırakmaya kıyamaz. Bazı ayrılıklar vardır; bir kararın ötesinde, insanın yüreğinde uzun zamandır biriken cümlelerin nihayet kâğıda dökülmesidir.
Bugün benim için öyle bir gün…
Hasret Gazetesi’ne veda etme zamanı geldi.
Gazetecilik benim için hiçbir zaman yalnızca haber yazmak, fotoğraf çekmek, bir açıklamayı alıp yayımlamak olmadı. Çocukluğumda okul duvar gazetelerinde başlayan bir tutkuydu. Ben sokağın sesini duymaya, insanların hikâyelerini anlatmaya, görmezden gelinenleri görünür kılmaya inandım. Öyle de yaşadım.
Benim yolum da kolay yollardan geçmedi. On beş yıl üniforma taşıdım. Sonra hayat beni başka bir mücadele alanına çağırdı. Kalemi elime aldım, kameranın arkasına geçtim, mikrofon uzattım. Bir zamanlar emir-komuta zincirinin içinde yürüyen ben, gazetecilikte kendi vicdanımın sesini dinlemeyi seçtim. Belki de bu yüzden hiçbir zaman kalıplara sığamadım. Bir kalıpta olmayı da hiç sevmedim zaten.
Hasret Gazetesi, bu yolculuğun en önemli duraklarından biri oldu. Hasret benim için yalnızca bir internet gazetesi değildi. Emeğin, mücadelenin, haberin ve insan hikâyelerinin iç içe geçtiği bir çalışma alanıydı. Yılların birikimini taşıyan bir gazetenin dijital dünyadaki yolculuğuna tanıklık etmek, onun için üretmek, Osmaniye’nin gündemini takip etmek ve kentin hafızasına katkıda bulunmak benim için çok kıymetliydi.
Elbette her yolculuk sonsuza kadar sürmüyor. İnsan bazen alıştığı bir yerden ayrılmak zorunda kalıyor. Bazen de yeni bir şey söyleyebilmek, yeni sorular sorabilmek ve yoluna başka bir pencereden devam edebilmek için adım atması gerekiyor.
Ben şimdi böyle bir adım atıyorum.
Sağlık sorunlarımın ayyuka çıktığğı bu dönemde daha fazla Hasret'e verimli olacağımı düşünmüyorum. Kendimce uzun zamandır hayalini kurduğum bir haber sitesinin doğumuna tanıklık etmekte istiyorum. Yeni bir mecra, yeni heyecanlar, yeni hikâyeler ve elbette sorulmayı bekleyen nice soru var önümde.
Değişmeyen tek şey ise gazeteciliğe bakışım olacak. Ben yine soracağım. Yine araştıracağım. Yine gerektiğinde rahatsız edeceğim. Çünkü gazetecilik, herkesi memnun etme sanatı değil. Gazetecilik, gerçeğin peşinde yürüme cesaretidir. Bazen alkışlanırsın, bazen eleştirilirsin, bazen de söylediklerin birilerinin canını sıkar. Kötü haber şu ki; artık daha fazla can sıkacağım..! Belli ki Silivri özlemim azmış!
Hasret’te birlikte çalıştığım, en başta hayatımın her döneminde yanımda olan, beni hep destekleyen, varlığı ile bana güç veren, çalışayım ya da çalışmayayım bir kardeş hukuku ile saygı duyduğum Ahmet Erkmen'e, Oğuzhan Erkmen'e, Ali Erkmen'e, değerli cemiyet başkanımız İsrafil Avcı'ya, aynı haberin peşinde koştuğum, fikir alışverişinde bulunduğum, emeğini ortaya koyan genç meslektaşlarım Rabia, Kübra, Gülsena ve Kaan'a, matbaa kısmında çalışan tüm emekçi kardeşlerime, stajyer kardeşlerime şükranlarımı sunarım.
Ardımda kalanlara teşekkür ederek, önümde bemi bekleyen yola merakla bakıyorum. Yine yollardayım...Beklerim.. Yeni adresim mi? Sosyal medya hesaplarım vasıtasıyla zaten yakında herkes duyar.
Ve biliyorum ki daha anlatılacak çok hikâye, sorulacak çok soru, sıkılacak çok can, yazılacak çok yazı var.
Yol uzun, mesele çok, Silivri soğuk…
Kalın sağlıcakla..
Not: Hasret İnternet sitesi ile bağım hayat boyu sürecek. Zaman zaman da orada köşe yazmaya devam edeceğim.
Next