* Şimdi bu başlığı okuyup heyecan yapan bazı sevgili okurlar. Sakin. Başlığın sonundaki ünlem işareti dikkatinize celp olunur!

Kemal Sunal'ın "Süt Kardeşler" isimli bir filmi vardı. Halit Akçatepe ve Kemal Sunal başrolde idi. Orada Şevket Altuğ ile bir sahnesi vardı... Bir sahnede Karadeniz lehçesi ile "Adun nedur?" diye soran merhum Halit Akçatepe'ye Şevket Altuğ, "Anam dedi Hızır, babam dedi Yunus. Hızır idi Yunus idi... Hızır idi Yunus idi... Hızır idi Yunus idi... Hızır idi Yunus idi... Hızır idi Yunus idi..." diye devam eden o komik sahne aklımdan çıkmaz. Ne zaman bir tereddüde düşsem ya da saçma sapan ikilemde kalsam, başlarım "Hızır idi Yunus idi... Hızır idi Yunus idi... Hızır idi Yunus idi..." diye içten içe seslenmeye...

Ne alakası var AK Parti'nin Osmaniye İl Başkanı ile... Anlatalım efendim...

Bugünlerde çok sık olmasa da sağlığım elverdiği ölçüde düğünlere, cenazelere ve toplantılara katılmaya gayret sarf ediyorum. Malumunuz, bir iki muhabbetin ardından konu siyasete gelir çatar. Gündemde üç konu var: "Cumhuriyet Halk Partisi, Yeni Parti ve AK Parti." Bütün muhabbet bu üçü arasında döner. Cenaze sahibi bir köşede acısına yanarken masada konu budur. Herkes fikir sahibidir ve benim güzel şehrim Osmaniye'de herkes geleceği görür! Kehanet üretmekte üstümüze yoktur. Eskiden bu kısır döngüye maalesef benim de girmişliğim olmuştur.

Yine son zamanlarda nereye gitsem, konuların en zirvesine AK Parti geldi yerleşti. Efendim, durum şöyle. Gazeteci olmamız hasebiyle birileri yaklaşır ve o malum soruyu sorar: "Bak hele gardaş, endeen bi yerden gulama geldi, sen gastacısın bilin. Bizim Sadi'yi alıcılarmış. Allah'ı bildiğin varsa bana de. Dinime imanıma, aramızda galıcı..." Tıkandığım anlardan biri budur. "Yahu ben nereden bileyim?" desem de anlatamam. Anlatmaya çalışırım ama anlamaz. Dinlemez. Sadece duyduğu dedikoduyu sana teyit ettirmeye çalışır. Ben de her defasında artık aynı cevabı verir oldum: "Üç vakte kadar gidici!" Evet, evet, Sadi Binboğa üç vakte kadar gidici...! Üç vakit. Dünyanın en kullanışlı zaman ölçüsüdür.

Üç vaktin ne olduğunu anlamaz, dinlemez, duyduğu ona yeter. Üç vakti alır, üç hafta olarak beynine kazır ve başlar önüne gelene "aramızda kalsın" diyerek anlatmaya. "Sadi Binboğa üç haftaya gidecekmiş, gazeteciden duydum." Bir süre sonra kendi de inanır ve bu söylem yayılır gider. Üç vakit nedir? Üç gün, üç hafta, üç ay ya da üç yıl!.. Geniş bir kavramdır. Ama işte gel gör ki bunu izah etmek zordur.

Evdeyim. Gecenin bir vakti çok sevdiğim bir dostum aradı. "Abi Sadi Binboğa görevden alınacakmış duydun mu? " ben de saf saf sordum.. "Nereden duydun? "Cevap verdi hafif gülümseyerek "Sen demişsin!" Yurdum insanı sever dedikoduyu. Aslında herkes sever de itiraf etmek zordur kendine. Hep başkası suçlanır "Çok dedikoducu adam" diye. "Çook dedikoducusun" dedim..

Sonra anlattım ona.."Bunaldım.. Herkes aynı şeyi soruyor. Ben de hep aynı cevabı veriyorum.. 3 vakte kadar diye..3 vaktin kaç yıl olduğunu ben de bilmem. Ama işte gel gör ki bu sana kadar geldiyse ışık hızında bir haber ağımız var "Dedikodu Post" diye gazete çıkarsalar, herhalde en çok okunan gazete olur.." Önce duraksadı. Belli ki kafasında taşlar yerine oturdu ama ondan hiç beklemediğim o soruyu soruverdi: "Bak hele abi, peki Sadi giderse yerine kim gelir?" İşte o an kafamda o meşhur filmin unutulmaz sahnesi yeniden dönmeye başladı:

"Hızır idi Yunus idi... Hızır idi Yunus idi... Hızır idi Yunus idi... Hızır idi Yunus idi.........."

Kalın sağlıcakla!

Görme engelliler için sesli makalesi: