TÜİK’in son açıkladığı Yaşam Memnuniyeti Araştırması 2025 verileri, memleketin içinde bulunduğu o eşsiz absürtlüğü bir kez daha gözler önüne serdi. Resmi rakamlara göre her iki kişiden biri mutlu ama aynı kişilerin bir numaralı derdi hayat pahalılığı. İşte cüzdanı boş, gönlü hoş Türkiye’nin 2025 karnesi.
İstatistiklere göre mutlu olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 49,6 seviyesinden yüzde 53,3’e fırlamış durumda. Ancak aynı ankette "Ülkenin en önemli sorunu nedir" diye sorulduğunda yüzde 31,3 ile hayat pahalılığı ve yüzde 16,5 ile yoksulluk ilk sıraları paylaşıyor. Yani vatandaş bir yandan "geçinemiyorum, yoksulum" diyor, diğer yandan "ama çok mutluyum" diye ekliyor. Bu durum ya toplumsal bir Stockholm Sendromu ya da TÜİK’in bir düğün anında yaptığı anketle açıklanabilir.
Veriler gösteriyor ki kadınlar erkeklerden daha mutlu. Kadınlarda mutluluk oranı yüzde 55,1 iken erkekler yüzde 51,4’te kalmış. Muhtemelen erkekler dışarıdaki fiyat etiketlerine daha çok maruz kaldığı için o meşhur "geçim derdi" asabiyetini üzerinden atamıyor. Evlilerin de bekar kalanlara göre daha mutlu olması ise ayrı bir dram. Evli olanlar yüzde 56,9 oranında "huzurluyuz" derken, yalnızlar yüzde 46,6 ile hüzne boğulmuş. Belki de borçları paylaşacak birinin olması, tek başına batmaktan daha iyi geliyordur.
Halkın kamu hizmetlerinden en çok memnun kaldığı alan yüzde 74,1 ile asayiş oldu. Bu veriyi şöyle okumak mümkün, sokakta yürürken başımıza bir şey gelmiyor ama manava girdiğimizde cüzdanımız resmen soyuluyor. "Güvendeyiz ama açız" mottosu 2025’in resmi özeti gibi duruyor. Sağlık ve ulaştırma hizmetleri de asayişi takip ediyor. Eğitim ise yüzde 58,7 ile listenin sonunda yer alıyor. Görünüşe göre geleceği okuyarak değil, sadece hayatta kalarak kurtarmaya çalışıyoruz.
Tüm bu ekonomik yangına rağmen vatandaşın yüzde 67,1’i geleceğinden umutlu olduğunu beyan etmiş. Bu kadar olumsuzluğun içinde bu kadar umut beslemek gerçekten takdire şayan bir hayal gücü gerektiriyor. Mutluluk kaynağımız ise değişmemiş, yüzde 69 ile yine "aile" ilk sırada.
Dışarıda dünya yıkılsa da eve girip kapıyı kapatınca gelen o "en azından hayattayız" hissi, 2025’in en büyük lüksü haline gelmiş durumda.
Yani hem fakiriz, hem şeyimiz büyük şeyimiz ya hah Mutluluğumuz...!